Share

Takas Pazarı’ndan MUSTAFA AYPOLAT ile Metal Üzerine Konuştuk: ”Metalcilik her şeyden önce bir kimliktir.”

Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için metalforever.org adına teşekkür ediyorum Mustafa. Nasılsın, hayat nasıl gidiyor?
Ben teşekkür ederim. Hayat her metalci gibi iş ve aileden kalan zamanda müzik dinleyerek, konsere giderek, bira içerek geçiyor. Metalcilik işte 🙂

Öncelikle seni biraz tanımak istiyoruz. Televizyonda bir programda Heavy Metalcileri temsil ettin canlı yayında ve Türk Metal’in yükselen değeri Takas Pazarı oluşumuna dahilsin. Kendinden biraz bahsedebilir misin bizlere?

34 yaşındayım. Sağlık sektöründe çalışmaktayım. Evliyim ve iflah olmaz bir metalciyim. Bu kimliklerimin dışında ise, gitar çalan, organizasyon yapan, dergi çıkaran, metalcilik piyasasına hizmet eden bir bireyim. Ayrıntıya girersek, 15-16 yaşından beri bir çok grupta gitar çalmaktayım. Muhtelif mekanlarda bir çok konser verdik. Takas Pazarı ile organizasyon işine de girdim. Şimdiye kadar 6 Takas Pazarı, 3 İmza Günü, 4 sayı dergi çıkardık. Televizyon işi ise, şöyle gelişti; Takas Pazarı ile bir çok metal mecrada yer aldık. 6. Etkinlik deyim yerindeyse hıncahınç geçince ulusal yayınların’ da dikkatini çektik. Önce Evrensel Gazete ’si tam sayfaya yakın bizi haber yaptı. Peşinden Havataş Dergisi. Birilerinin dikkatini çekince, Ulusal Kanal’ dan davet aldık. Bir saate çok kaliteli bir söyleşi yaptık.

Metal müzik kimine göre müzikten ibaret, kimine göre aykırı bir duruş, kimine göre sistem karşıtı bir felsefe ve kimine göre zorlu bir yaşamın dışa vurumu olarak bir yaşam tarzı. Peki üzerine söyleşi yapıyor olduğumuz bu müzik türü senin için nedir? Metal müzik nedir ve sana neyi ifade ediyor?

Konuyu bireye indirgediğimiz zaman, metal müzik ile metalciliği ayırmak lazım. Metalcilik her şeyden önce bir kimliktir. Üzerinde soğuk damga olan belge gibi kendini belli eder. Metal ve türevlerini dinleyen birçok kesim var ama dinlemek yetmez. Yukarıda saydığın aykırı duruş, sistem karşıtlığı, zorlu yaşamın dışa vurumu hatta iç dünyanda yaşadığın çatışmalar bir araya geldiği zaman metalcilik oluyor. Bir şeyleri sorguluyorsan, bir şeyleri eleştiriyorsan, okuyorsan, analiz ediyorsan, kendi fikirleri oluşturmak için kendini eğitiyorsan, yanlışın karşısında dik duracak gücün var ise, yaşadığın dünyaya ve yaşayan her canlıya saygın var ise, din yada politik nedenlerle değil kendi etik kuralların için doğru olmaya çabalıyorsan ve metal müzik dinliyorsan o zaman metalci olursun. Ayrıca metalci konsere gider, albüm alır, fanzin – dergi ( sanal yada fotokopi) okur. Masa başında göt büyütmez.
Metal Müzik’e iki pencereden bakmak lazım diye düşünüyorum. Dinlediğimiz insan ve enstrüman seslerini tanrılaştırmamak lazım. Kimini deşarj olmak dinleriz, kimini enerji versin, duymak istediklerimizi söylesin diye dinleriz. Metalcilik olgusunun içindeki gücü ve aydın insan profilini es geçmeyelim. Birçoğumuzun da hayattan zevk alan, eğlenmeyi içmeyi, bol geyiği seven insanlar olduğumuzu da unutmayalım. Yani felsefe ve fuck and drink J Karıştırmamak lazım. İsteyen istediği yerden tutar. Kimse rock bar’ da oturup, felsefe tartışmıyor nihayetinde. Bira içiyoruz, müzik dinliyoruz. Şu da bir gerçek ki en kaliteli içkili mekânlar genelde rock barlardır. Kimse kimseye karışmaz, kimsenin masasına konsomatrisler gelmez, kimse istediğim türküyü çalmadı diye müzisyene silah çekmez. Kimse garsonlara hakaret etmez. Mekândan çıkıp yerlerde sürünüp kadınları taciz eden metalci göremezsiniz. İşte metal dinleyen ile metalcinin ayrımı. Ha hiç yokmu diyeceksin mutlaka var tabi. Lakin azınlık.
Aslında çok basit, Metalcilik = İnsanlık.
Milyonlarca yıldır din ve toplumların insana veremediği birey olma ama çevrene saygı duyma öğretisi , metalcinin içinde doğuştan vardır.

Mesela 1991 yılının Black Albüm döneminde Metallica’yla direk bir soruyla başlamak istiyoruz. Jason Newsted’ın Metallica’dan ayrılmasından sonra ”Metallica ruhu” öldü, para için yapıyorlar, piyasa grubu vs. gibi tepkilerle karşılaşmak artık çok olağan. Peki Jason Newsted gitti ve Metallica’dan neler gitti? Çünkü hepimiz biliyoruz; ruhu şad olsun, Cliff Burton vefat ettikten sonra yerine geçen efsane bass gitarist ve aynı zamanda James Hetfield’a back vokal yapan bir bass gitarist. Bir ”Reload” ve ”St. Anger” albümü senin için hayal kırıklığı mıydı? Metallica’nın şu anki bass gitaristi Robert döneminde Metallica neler kazandı, neler kaybetti?

Açıkçası ben Load sonrası pek Metallica’ yı takip etmedim. Albümleri birkaç tur dinledim ve sarmadı. Bir daha aklıma gelmedi. Ben müziği tanrılaştırmamak lazım derken aslında tam olarak bu burada söylenenleri demeye çalıştım. Şimdi Metallica kült bir gurup iyi işler çıkarmış. Gün gelmiş bu tarz işler yapmak istemiyorum demiş. Paşa keyfin bilir arkadaş diyemiyoruz. Cliff bir ruhun ölmesine aracı olmuş olabilir. Jason bir boşluğu doldurmuş olabilir. Ancak şunu göz ardı ediyoruz. Jason’ ın solo albümlerini dinlediniz mi? Hepsi load yâda reload tarzı işler. Eski Metallica ile alakası yok. Yani Jason’ ın gitmesi ile birsey değişmedi bence. Değişeceği vardı sadece. Açın biri solo albümünü kapayın gözünüzü en az yarınız söyleyenin James olduğunu söyleyecek. Hatta bu hangi albümden diyecek. Demek ki adam da o eski ruh zaten yokmuş. Belki de artık yokmuş. Bence Metallica yı ne bu kadar övmek yada gömmek gerekir. İyi işler çıkarmışlar, ellerine sağlık. Artık başka kulvardalar. Paşa keyifleri bilir. Jason’ da öyle. Daha çok para yada daha popülerlik tamamen kendi tercihleri. Metal akacak mecra bulur. Robert dönemine gelirsek, zaten senin benim gibi eski kafalı metalciler için değil, daha popüler şeyler dinleyenler için geldi. Müzik ileri yada geri yol kat etti mi? Bence hayır. Metallica eski kafa bir metalci için belki kötü şeyler yapıyor ama yeni nesil metalciler için ise güzel. Metal müzik’ de gelişiyor. Artık ya daha sert olmalısın ya daha yumuşak. Ortası ne yazık ki çok para etmiyor. Yeni nesil büyük oynayan gruplara bakın. Ne eski Metallica ne eski Maiden ile alakaları yok. 2000’ lerde metalde evrim geçirdi. Olması gereken de buydu. Eski ruh arayan Kreator, Overkill yada Amon Amarth dinler, isteyen Metallica, Bring Me the Horizon. Bence değişmeyecek tek metal Death Metal. Bakıcaz artık.
Bırakın isteyen istediği yola çıksın. Halen eski yeni büyük gruplar var. Metal asla ölmez!!!

Birde şöyle bir durum var: Metallica özenti grubudur vs. Bunun aslında bir soru olarak hazırlanması bile komik fakat Metal müzikle yeni yeni tanışan bir nesile bu konuda açıklama ve öğreticilik boynumuzun borcudur, yoksa sormazdık… Metallica efsane bir grup ve Metallica dinliyorum diyen birisi; Metal müziğe yeni başlayanlar genelde Metallica ile tanışır gibi bir genelleme olduğundan dolayı direk özenti sıfatına mağruz kalabiliyor veya bir Metallica tişörtü giyen metalci önyargılı bir şekilde kötü izlenim verebiliyor. Biz buna karşıyız çünkü yaşayan efsanelerinde elbet ”gerçek anlamda fanları” vardır. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun? Yeni nesile ışık tutmak gerek öyle değil mi?

Metallica özenti olunacak bir grup için bence iyi bir başlangıç. Bu grupla başlanması da çok normal. Adamlar çok popüler. Televizyonda, gazetede, internette her yerdeler. Akılda kalıcı yani. Bırakın başlasınlar. Metalci kinliğinin oturduğu zamanlarda ise, en kolay bulabileceği tişört, en çok video bulacağı grup, sahnede çok karizmatik bir grup tabi ki etkilenecekler. Çünkü zamanında yaptıkları işler gerçekten çok büyük. Hangimiz Moskova konserini izlerken kendimizden geçmedik ki? Yada One klibinde onlarla senkronize kafa sallamadık ki. Aradan kaç sene geçmiş halen heyecanlandırıyor bizi. Dikkatli dinleyen bir nesil kendi yolunu çizecek kadar bu müzik hakkında fikir edinebilir. Adamlar Thrash, heavy, death, rock, progressive kalıplarında hatta son dönemde adını bilmediğim o rock tarzında çok iyi işler çıkardılar. Metallica’ yı iyi etüt eden genç arkadaşlar, ağırlık vereceği tarzı fark etmeden zamanla seçer. Genç dostlarımızı özentilik ile eleştirmeyelim. Özenmek iyidir. Kimliğini bulmana yardımcı olur. Bırakın sıkılana kadar dinlesinler. Eğer metal müzik dinleyicisi değilde metalci olacaklar ise zamanla doğru gruplara yönelirler.

Heavy Metal sistem ve sistem karşıtı bir felsefe barındıran bir müzik türü bunda her türlü ideoloji taşıyan herkes hemfikir. Peki son 10 yılda öncelikle Türkiye’de gerek sanat, gerek medya, gerek müzik, gerek kültür ve gerek toplum.. Ne değişti? Artık Trt’de Metal müzik video kliplerine denk gelemiyoruz mesela. Mesela ana haber bültenlerinde gerek terör ve gerek siyasetten ötürü müziğe ve sanata dair hiçbir şey göremiyoruz, duyamıyoruz. Ne değişti Mustafa? Ve bunun önüne geçmek için ne yapmalıyız. En azından biz metalcilere düşen görev ne? Çünkü Metal müzik aynı zamanda bilinçli ve özgür ruhlu olanların müziğidir… Ve ayrıca ülkenin geleceğine dair söylemek istediklerinide eklersen seviniriz…

Ülke yazık ki tarihinin en kötü zamanlarını geçiriyor. Şuan ülkeyi yöneten kadar, yozlaşmış bir seçmen kitlemiz var. Halkın ayarları ile çok kötü oynandı. Seksen doksanlı yıllarda ki basiretsiz devlet adamlarının yaptıklarının cezasını seçiyoruz. Eğitimsiz bir toplum yaratıldı. Bencil ve günü kurtarmaya dayalı bir toplum yaratıldı. Muhafazakârlık adı altında dinden ve vicdandan yoksun, güce paraya dayalı bir toplum yaratıldı. Yaratılan bu içi boş halk, diziler, acun, kadın programları ile uyuşturuldu. Yeni neslin donanımsız yetişmesi için okulların, üniversitelerin akademik kadrosu yetersiz kişilerden oluşturuldu. Böylece geleceğimizde çalındı. Bu bir anda olan bir şey değil. Akrabalarımız, ailelerimiz komşularımız yavaş yavaş uyuşturuldu, aptallaştırıldı, gelecekleri ve bizim geleceğimiz ellerimizden alındı. Çalışan, üreten toplum yok edildi ve şükreden toplum yaratıldı. Ne olursa olsun şükret!!! Gelecek ise bence çok karanlık. Neler yapılabilir bilmiyorum. Ben yapabileceğim tek şeyi yapıyor ve bu oyuna piyon olacak çocuk yapmıyorum.
Denecek tek şey var. Bizim ve bizim çocuklarımızın geleceği çalındı. Bolca okuyun ve okutun ülkeyi kurtaracak tek şey, cehaletin karşısında duracak güçlü beyinlerdir. Azınlık olan biz, birlik olmalıyız ki, güçlü olalım.
Türk Metal gruplarının çoğunu artık ayakta durabildiğini göremiyoruz. Yeni nesil gruplar görebiliyoruz çoğunlukta. Bir 10 yılı aşkın süredir ayakta durabilen Türk Metal grupları görmek artık çok zor. Peki Türk Metal gruplarının istikrarsızlığı, başarılı müzik yapmalarına rağmen tutunamamaları ve çoğunun dağılmasının altında yatan ana neden nedir sence? Özlüyoruz çünkü eski gruplarımızı…

Türk metal grupları istikrarsız değil aslında. Seyirci, dinleyici istikrarsız. Sen konsere gitmezsen, albüm almazsan o adam nasıl ayakta kalsın. Zaten para imkânsız. İnsana en çok koyan yıllarını verdiğin grubunun 15 kişiye konser vermesi. Eskiden bir metal konserinde 1000 seyirci normal bir rakam iken, şu anda 100 seyirci iyi olarak kabul ediliyor. Gruplarımız taş gibi. Dinleyiciler kof!!!

Birde şöyle bir durum var: Metalcore dinleyen şöyle, Gothic dinleyen şöyle, Black dinleyen şöyle, Thrash dinleyen vs vs.. Yahu biz şaşırıyoruz gördükçe duydukça… Nedir bu tür ayrımcılığı? Açıkçası Metal müziğin bu kadar çok sınır tanımayan tür ve türevleri olmasına karşı sevinçle ve bir dik duruşla, gururla karşılayacağımıza; yok sen metalcore dinliyorsun özentisin, yok sen black dinliyorsun ateistsin, yok sen thrash dinliyorsun ruhsuzsun vs vs.. Nedir bu saçmalıklar döngüsü? Biz Metalciler, Metal müziksiz yapamayan insanlar neden ayrıştırıyoruz birbirimizi? Metal müziğin her bakımdan zengin içerikli bir müzik türü olmasından ötürü bu güzelliklerle birlik ve beraberlik içinde karşıt görüşlere karşıda dik duracağımıza kendi aramızda anlaşamaz olduk. Senin düşüncelerin nedir bu konu hakkında?

Bütün bunlar internet işte. İletişim kanalları arttıkça, insanlar her konuda uzman her konuda bilirkişi oldu. Sosyal olmamaktan kaynaklanıyor bu. Masa başı göt büyütenler genelde bu tartışmaları yapıyor. Ben hiçbir konserde tarz farklılığı olanların birbirini eleştirdiğini görmedim.
Boş adam ne yapacak oturduğu yerde, ona buna sataşacak işte. Sokağa çıkıp el sıkıştıkça birleşicez. Biz bunun en güzel örneğini Takas Pazarı gecelerinde yaşadık. Aynı masaya oturdun mu inanın ne tarz kalıyor ne itleşme ne hırlaşma. Mesela Rasputin Live Bar. İçeride her tarz dinleyen adam var. Her tarz şeyler çalıyor. Herkesin keyfi yerinde. Mesela Black Metal icra eden bir dostumuz son sayımızda 3 punk gurubu ile röportaj yaptı. Çok keyifli oldu. Kimse de bize arkadaş metal dergisinde bunların ne işi var demedi. Çünkü biz birbimizi bilir olduk. Arkadaşlıklarımız sanal değil. Sen o hırlaşanları aynı masaya koy. Birerde bira var. Bak bakalım ayrışan varmı.

Takas Pazarı’ndan biraz bahsedebilir misin? Oluşumun nedir, misyonu nedir ve neler hedeflemektesiniz? İnsanlara Takas Pazarı’nı anlatmanı istiyoruz…

Takas Pazarı, birkaç eski kafa metalcinin ortak çalışması. Çıkışı bana ve Semih Şimşek’ e ait. Amacımız yukarıda bahsettiğim şey sadece, bir araya gelmek için vesileler oluşturmak. Adına imza günü de, Takas Pazarı Gecesi de. Tek istediğimiz insanların tanışıp kaynaşmasını sağlamak. Dergi, albüm almalarını konserlere gitmelerini sağlamak. Çok güzel dostluklar kuruldu burada. Kar amacı olmayan, bir yerde metalciler için sosyal sorumluluk projesi. Ekibimiz:
Mustafa AYPOLAT
Semih ŞİMŞEK
Fatih AZMAN
Selman ÇAĞLAYAN
Mahmut SARAL
Cenk ANSEN
Ahmet AYDEMİR

Bir müzik grubuna dahilsin bildiğimiz kadarıyla. Grupta müzikal anlamda görevin nedir ve grubundan biraz bahseder misin?

Şu an çaldığım gruba bass gitarist olarak yeni dahil oldum. Crimson Hill İstanbul çıkışlı melodik death metal grubu. 2015 yılı içerisinde Denied isimli ilk albümünü çıkardı. Şu an yeni albüm için beste çalışmalarına devam ediyoruz.

Metal müzik daha çok şekilcilik olmadı mı Türkiye’de dinleyenleri tarafından? Son yıllarda yeni nesilin kimlik arayışları ve Metal müziğe ilgisine hitaben daha çok görüyoruz… Sadelikten ve ruhu taşımaktan ziyade. İlla grup tişörtü ve bileklik olmadan metalci olunmuyor gibi bir algı oluşmaya başladı maalesef. Öyle olmasa bile ilk izlenim olayı var… Ne diyorsun?

Bak bu da bir tercih. Aramızda metalciliğin tanımı gibi gezende var giyimi sokakta ki adamdan farkı olmayan da var. Şu da var tabi. Yeni nesilde heveslenecek özenecek. Sonra ya bu işleri bırakacak yada işin özünü kavrayacak. Be hep şunu diyorum. Bırakın şekilci olsunlar, bırakın özensinler. İçlerinde var ise yanımıza bir nefer daha katılır. Eğer yoksa zaten kaybolur giderler. Beni isteyen istediği gibi yargılasın. Önemli olan benim ne olduğum. Bileklik tişört olsa ne olur olmasa ne olur. Aksesuar sadece. Akşam yatarken hepsini çıkarırsın ama içinde ki aşkı çıkarıp sehpaya koyamazsın. Eğer yoksa o aşk, o tişörtte eskiyecek, bileklikte.

Metal müzik sence ülkede veya Dünya’da solup, ölüp gidebilir mi? Metal müziğin gerek Türkiye’de ve gerekse Dünya’da, geleceği hakkında ne düşünüyorsun? En içten cevaplarını görmeyi umut ediyoruz…

Metal müzik asla ölmez. Şekil değiştirir, sertleşir, yumuşar, farklı öğeler katılır, sonra özüne döner ama hep bakı kalır. Hep dediğim gibi metal akacak mecra bulur. Biz insanlığımızdan vazgeçmeyelim yeter ki. İsimler gelir geçer. Dergiler gelir geçer. Hepsi gider metal kalır!!!

Bu güzel söyleşiyi metalforever.org ile birlikte gerçekleştirdiğin için, bu güzel ve samimi söyleşiyle birlikte metalcilere bir şeyler anlatmaya vesile olacağından da ötürü teşekkürlerimizi borç biliriz. Takas Pazarı’na ve herkese selamlar, sevgiler ve saygılar. Son olarak eklemek istediğin şeyler varsa buyur Mustafa, son söz senin!

Zahmet edip bunca soru hazırladığın için teşekkür ederim. Umarım istediğin gibi olmuştur.
Metal’ e akacak mecra olduğunuz için ben ve Takas Pazarı ekibi olarak çok teşekkür ederim.

KONSERE GİDİN
ALBÜM ALIN
DERGİ- FANZİN OKUYUN
İNTERNET SİTELERİNİ TAKİP EDİN
Metalforever.org iyiki varsınız.

Takas Pazarı’nı Takip Edin: https://www.facebook.com/arsivtakas

Leave a Comment